Tıp ve Sanat

Kadri Yamaç

-----

Tipik bir Kafka Öyküsü:

TAŞRALI DOKTOR

Taşralı Doktor, ünlü yazar Franz Kafka’nın ışıltılı edebiyat yeteneğini ve zekasını gösteren kısa bir öyküdür. Öyküde, karlı bir kış gecesi, durumu ağır bir hastaya çağrılan  taşralı bir doktorun o gece yaşadıkları anlatılır. Doktorun, bir rüya gibi yaşadıklarının, kim bilir belki sadece düşlediği olayların şaşırtıcı  bir öyküsüdür bu eser. Okuyup bitirdiğinizde, üzerinde uzun uzun düşüneceğiniz bir kurgu.

Önce, bir özet sunalım, ardından da, hem genel edebiyat hem de düşler ve düşlere yüklenebilecek anlamlar üzerinden düşünerek, bu gerçeküstü esere yakından bakalım.

Hizmetçisiyle beraber yaşayan taşralı bir doktor, karlı ve soğuk bir kış gecesi acil bir hastaya çağrılır. Doktor köy yollarına uygun büyük tekerlekli atlı arabasıyla hastasına gitmek üzere hazırlanır, ama soğuğa dayanamayan atının öldüğünü görür. Eğer bir at bulamazsa hastaya gidemeyecektir. Hizmetçisi kapı kapı dolaşarak ödünç at arar, ama nafile, bulamaz. Öfke içinde, kullanılmayan domuz ahırının kapısını tekmeleyerek açan doktor içeride bir fenerin asılı olduğunu görür. Üstelik içeride bir adam da vardır. Adam “atları hazırlayayım mı?” diye sorar. Adamın, güçlü göğüslü, uzun bacaklı, biçimli başları olan devasa iki atı vardır.

 

kafka1

Resim 1: Kullanılmayan domuz ahırında bir adam ve atlar doktorun karşısına çıkar. (Koji Yamamura’nın çizgi filminden)

Doktor atları kabul eder, ama adam atlara karşılık hizmetçi kızı alacaktır. Adam zaten hiç beklemeden, bir anda kıza sarılmış ve yanağını ısırmıştır bile. Başına gelecekleri hisseden kız eve girer, kapıyı kapatır, kilitler ve ışıkları söndürür. Ahırdaki adam, doktora, onunla gelmeyeceğini, kızla kalacağını söyler.

 

kafka2

Resim 2: Doktor hastasını muayene etmeye hazırlanıyor. (Koji Yamamura’nın çizgi filminden)

 

Doktor bu durumu önce kabul etmek istemese de, çaresizdir ve kızı adamla bırakarak arabasına biner. Arabaya binmesiyle hastanın evine ulaşması sanki bir rüya gibi hızlı olur. Gideceği hasta evi sanki kendi evinin yanında gibidir. Hastanın ailesi doktoru ilgiyle karşılayıp içeriye alırlar.

Hasta yatakta yatmaktadır. Görünüşü iyidir, ateşi yoktur. Doktor bir şey yapmasına gerek olmadığına karar verir. Aile merakla doktoru izler. Bu arada atlar da evin penceresinden içeriyi seyretmektedirler.

Doktorun aklına hizmetçisi Rose gelir. Rose’u adamın altından kurtarmak için elinden gelebilecek bir şey yoktur. Hasta zaten iyi göründüğü için doktor hemen gitmeyi düşünür, ama aile doktordan bir şeyler yapmasını beklemektedir.

Bu sırada doktorun aklına yine Rose gelir, hastaya tekrar yaklaşır ve muayene eder. Yine bir şeyi olmadığına karar verir. Çantasını kapatır, kürk mantosunu ister ve aileye bakar. Ancak aile hala beklentilidir. Bunun üzerine hastayı tekrar muayene eder ve  bu defa hastanın böğründe, kalçasına yakın yerde bir yara görür. Yara güle benzemektedir. Bu yara için elinden hiçbir şey gelmeyecektir. Hasta, “beni kurtarabilecek misiniz?” diye sorar. Doktorun yapabileceği hiçbir şey yoktur. O bölge halkının hekimlerden hep böyle imkansızı beklediklerini düşünür. Evin dışında, olacakları merakla beklemekte olan insanlar eve doluşur ve tepki göstererek doktorun kıyafetlerini çıkarırlar ve ellerinin üzerinde taşıyarak yatağa, hastanın yanına yatırırlar.

Her şey ters gitmiştir. Artık bir an önce evden ayrılması gerekmektedir. Çantasını ve kürkünü alır, giysilerini toplar, arabaya biner ve yola koyulur. Atlar bu defa, sanki ilerlemiyor gibi, yavaş gibi yavaş yol alırlar. Doktor şimdi, sıradan bir arabada, ama sıradan olmayan atların üzerinde kötü talihinin esiridir. Her şey kötü olmuştur, üstelik o adam da kendi evindedir ve Rose da onun kurbanı olmuştur.

Öykümüz bu kadar. Anlatılan belli başlı birkaç sahne var. Ahırda yaşananlar, hastanın evinde yaşananlar; bir de doktorun Rose’u düşünüşü. Diğer tarafta adamın, atların ve hastanın yarasının temsil ettikleri.

Sahneden sahneye geçişlerin en çarpıcı özelliği, mekansal ve zamansal ayrıntıların sanki bir rüya gibi iç içe ve belirsiz olmasıdır. Her şey kaygan, gerçeküstü, buhar gibi geçirgendir. Ahırda nereden geldiği belli olmayan adamın ve atların bir anda ortaya çıkışı gibi saçmalıklar vardır. Ya da örneğin arabayla bir evden diğer eve gidilirken sanki birbirinden kopuk sahnelerden oluşan bir rüyada bir andan diğer ana sıçranır  gibidir herşey. Tüm bu yapı içinde doktorun rüya mı gördüğü gerçeği mi yaşadığı anlaşılamaz.

kafka3

Resim3: Franz Kafka

 

Ahır ve atlar bu öyküde özel bir anlama sahiptir. Gecenin o saatinde kullanılmayan domuz ahırında, yanan bir fener ve iki atıyla bir adamla karşılaşmak da gerçeküstü bir olaydır. İşin ilginç tarafı bu atların güçlü ve iri olmasıdır. Olamayacak bir karşılaşmada ortaya çıkan beklenmedik kişi hizmetçi kıza göz koyar. Acaba kıza göz koyan kimdir; beklenmedik adam mı yoksa doktor mu?

Adam kimi, atlar neyi temsil eder. Adam kıza tecavüz edecektir, ama acaba gerçekte orada bir adam yoktur da tüm bunlar doktorun zihnindeki tecavüz çağrışımları mıdır?

Taşralı Doktor Freud’cu bakışla çok yorumlanmış bir yapıttır. Atlara ait betimlemelerde  onların güçlü ve iri oldukları dile getirilir. Atlar güçlü bir libido simgeliyor gibidir. Mevsim kıştır; ve kış hayatın sonunu temsil edebilen bir mevsimdir. Üstelik ölü bir at da vardır ve bu at da gücünü kaybeden libidoyu sembolize eder sanki. Doktor, ilerlemiş yaşıyla  azalan libidosu ve yaşlılığıyla bizzat kendisi kış mevsimini yaşayan birisi gibidir.

Doktor hastasının evinde hizmetçisini düşünür. Hizmetçi tecavüze uğrayacaktır. Elinden hiç bir şey gelmez. Kızı adama bırakmıştır. Onu tecavüzcüye bırakıp gider, ama bir yandan da aklı ondadır.

Hastanın vücudunun yan tarafındaki güle benzeyen yara betimlemelerine gelince; hasta, aslında sorunsuz yatmaktadır, ama bir yarası vardır ve o yara güle benzer. Öyküdeki kahramanlardan tek bir kişinin adı verilmiştir. O da hizmetçi Rose’dur. Rose gül demektir. Hastanın yarası gül gibidir.

Kıza tecavüz edilecektir, ama bir tarafta da iyileşmeyecek bir yara ve yaralı bir insan vardır. Hasta evinde, evin dışındaki çocuklar korosunun şarkı söylemesi öykünün gerçeküstü  yapısını taçlandırır. Doktor geri dönmek üzere yola çıktığında, artık, soğuk havada evine ulaşamayan, prestijini kaybeden birisidir. Kendisini kandırılmış hisseder.

Kafka, doğrudan yazmayan, labirentlerde dolaşmayı seven, karmaşık ve zeki bir yazardır. Örneğin Dava isimli ünlü romanında da doğrudan anlatılmayan, sistemin acımasız çarklarının eziyet ederek mahkemeye sürüklediği ve sonunda bıçaklanarak öldürülen bir adam anlatılır. Anlatılanlar, örtük olarak bambaşka olaylarla ve olgularla iç içe girer Kafka’da.

Not: Kafka’nın “Taşralı Doktor” (Country Doctor) isimli öyküsü çizgi filim haline getirilmiştir. Öykünün Ferud’çu analizlere çağrışım yaptıran yapısının olağanüstü başarıyla anlatıldığı filmin yapımcısı Japon animasyon sanatçısı Koji Yamamura bu yapıtıyla 2007 yılında ödül aldı. İnternet üzerinden kolayca ulaşıp seyredebileceğiniz 21 dakikalık nefis bir filim. Seyretmeden önce mutlaka öyküyü okumalısınız. Aksi halde, filimdeki figürlerin neden bazen bazen kaygan bir lastik gibi esneyerek uzadığını, nesnelerin neden adeta yumuşayarak şekilden şekile geçtiğini anlamak zor olabilir. Seyredin, seveceksiniz.